Sağlık & Beslenme

PCOS Neden PMOS Oldu? Polikistik Over Sendromunun Adı Değişti mi?

PCOS'un adı PMOS mu oldu? Polikistik over sendromunda isim tartışmasının nedenini, güncel tanı kriterlerini ve beslenmenin rolünü bilimsel kaynaklarla açıklıyorum.

4 Eylül 20265 dakikaUzman Diyetisyen Miray Koçak
PCOS Neden PMOS Oldu? Polikistik Over Sendromunun Adı Değişti mi?
Paylaş

Giriş

Son dönemde özellikle sosyal medyada “PCOS artık PMOS oldu”, “PCOS’un adı değişti” veya “Polikistik Over Sendromu artık farklı isimle anılıyor” gibi ifadelerle karşılaşabilirsiniz.

Peki gerçekten ne değişti?

PCOS'un kendisi değişmedi. Ancak hastalığın adlandırılması ve Türkçe kısaltması konusunda bazı tartışmalar gündeme geldi.

Bu konu ilk bakışta yalnızca bir harf değişikliği gibi görünse de aslında önemli bir noktaya dikkat çekiyor: PCOS'un isminde yer alan “polikistik” ifadesi, hastalığın ne olduğunu tam olarak anlatmıyor.

Bu nedenle gelin, konuyu bilimsel kaynaklar üzerinden ve kafa karıştırmadan inceleyelim.

Öncelikle PCOS ne demek?

PCOS, İngilizce “Polycystic Ovary Syndrome” ifadesinin kısaltmasıdır.

Türkçesi:

Polikistik Over Sendromu

Uluslararası bilimsel literatürde ve güncel kılavuzlarda hastalık hâlâ PCOS olarak geçmektedir.

Yani bugün bilimsel bir makale, uluslararası klinik kılavuz veya araştırma okuduğunuzda karşınıza ağırlıklı olarak PCOS kısaltması çıkar.

Burada önemli olan nokta şu:

PCOS'un “PMOS'a dönüştüğü” şeklinde genel kabul görmüş uluslararası bir isim değişikliği bulunmamaktadır.

Peki neden “PMOS” denmeye başlandı?

Buradaki tartışmanın temelinde aslında hastalığın isminden çok “polikistik” kelimesi bulunuyor.

PCOS dendiğinde birçok kişinin aklına doğrudan “yumurtalıklarda çok sayıda kist var” düşüncesi geliyor.

Oysa bu doğru bir genelleme değil.

PCOS, yalnızca yumurtalıklarda görülen bir durum değildir. Hormonları, yumurtlamayı, metabolik sağlığı ve yaşam kalitesini etkileyebilen kompleks bir endokrin-metabolik sendromdur.

Üstelik PCOS tanısı alan her kadında ultrasonografide polikistik over görünümü bulunmak zorunda değildir.

Bu nedenle “polikistik” kelimesinin hastalığın tamamını yeterince iyi yansıtmadığı yönünde uzun süredir bilimsel tartışmalar bulunmaktadır.

Polikistik over görünümü ile PCOS aynı şey değil

Burası özellikle önemli.

Bir ultrason raporunda “polikistik over morfolojisi” görülmesi tek başına PCOS tanısı anlamına gelmez.

Benzer şekilde PCOS tanısı alan her kadının yumurtalıklarında mutlaka “kistler” bulunması da gerekmez.

Güncel tanı yaklaşımında erişkinlerde genel olarak şu özellikler değerlendirilir:

  • Yumurtlama veya adet düzensizliği
  • Androjen hormonlarının yüksekliği veya buna bağlı klinik bulgular
  • Polikistik over morfolojisi

Uygun tanı kriterlerine göre bu özelliklerden belirli kombinasyonların bulunması ve benzer tabloya neden olabilecek diğer durumların dışlanması gerekir.

2023 Uluslararası PCOS Kılavuzu da PCOS tanısının yalnızca ultrason görüntüsüne dayanmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu nedenle:

“Ultrasonumda polikistik over çıktı, kesin PCOS'um var.”

demek doğru değildir.

Aynı şekilde:

“Ultrasonum normal, o zaman PCOS olamam.”

demek de her zaman doğru değildir.

PCOS sadece yumurtalıklarla ilgili bir hastalık mı?

Hayır. PCOS'un önemli özelliklerinden biri, yalnızca üreme sistemiyle sınırlı olmamasıdır.

PCOS ile birlikte bazı kişilerde:

  • İnsülin direnci ve metabolik risklerde artış
  • Kan şekeri metabolizmasında bozulmalar
  • Androjen yüksekliği
  • Tüylenme artışı
  • Akne
  • Saç dökülmesi
  • Adet düzensizlikleri
  • Yumurtlama problemleri
  • Kilo yönetiminde güçlük
  • Psikolojik iyi oluşla ilgili sorunlar

görülebilir.

Ancak bu belirtilerin hepsinin aynı kişide bulunması gerekmez.

İşte bu nedenle PCOS'u yalnızca “yumurtalıklarında kist olan kadınların hastalığı” şeklinde tanımlamak eksik kalır.

PCOS'un adı değişti diye tanı kriterleri değişti mi?

Hayır.

Bir terimin tartışılması veya farklı bir isim önerilmesi, PCOS tanısının otomatik olarak değiştiği anlamına gelmez.

Güncel yaklaşımda PCOS değerlendirmesi kişinin:

  • adet ve yumurtlama düzeni,
  • androjen düzeyleri ve klinik bulguları,
  • yumurtalık morfolojisi,
  • metabolik riskleri,
  • tıbbi öyküsü

birlikte değerlendirilerek yapılır.

Bu nedenle sosyal medyada yalnızca bir başlık veya kısa bir video görerek kişinin kendi kendine PCOS tanısı koyması doğru değildir.

Peki neden hâlâ PCOS diyoruz?

Çünkü bilimsel iletişimde PCOS oldukça yerleşmiş bir terimdir.

Dünyada yapılan araştırmaların büyük bölümü bu kısaltmayı kullanır.

Örneğin PubMed'de PCOS ile ilgili araştırma ararken “PCOS” terimiyle çok geniş bir bilimsel literatüre ulaşabilirsiniz.

Aynı şekilde güncel uluslararası PCOS kılavuzlarında da Polycystic Ovary Syndrome (PCOS) ifadesi kullanılmaktadır.

Bu nedenle bugün bir diyetisyen, doktor veya araştırmacının PCOS demesi yanlış değildir.

Tam tersine, uluslararası bilimsel terminolojiyle uyumludur.

PCOS konusunda asıl önemli olan isim değil, hastalığı doğru anlamak

Bence burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta bir harfin değişip değişmediğinden çok daha önemli.

PCOS'u yalnızca:

“Yumurtalıkta kist var.”

şeklinde düşünmemek gerekir.

PCOS; hormonal, metabolik, üreme sağlığı ve yaşam tarzı boyutları bulunan kompleks bir sendromdur.

Bu nedenle yaklaşım da yalnızca “kistleri yok etmeye” veya tek bir besinle hormonları düzeltmeye odaklanmamalıdır.

Beslenme açısından baktığımızda da benzer bir durum söz konusudur.

PCOS tanısı alan herkese:

  • aynı kalori,
  • aynı karbonhidrat miktarı,
  • aynı diyet modeli,
  • aynı takviyeler,
  • aynı kilo verme hedefi

uygulanması doğru değildir.

Kişinin metabolik durumu, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivitesi, yaşam tarzı, hedefleri ve varsa diğer sağlık sorunları birlikte değerlendirilmelidir.

PCOS'ta beslenmenin amacı sadece kilo vermek değildir

PCOS hakkında konuşurken sık yapılan hatalardan biri, konuyu doğrudan kilo kaybına indirgemektir.

Oysa sağlıklı yaşam tarzının PCOS yönetimindeki amacı bundan daha geniştir.

  • Dengeli beslenme;
  • metabolik sağlığın desteklenmesine,
  • yeterli ve dengeli besin alımına,
  • sağlıklı vücut kompozisyonunun korunmasına,
  • sürdürülebilir kilo yönetimine,
  • yaşam kalitesinin desteklenmesine

katkı sağlayabilir.

Üstelik uluslararası kılavuzlara göre sağlıklı yaşam tarzının faydaları yalnızca kilo kaybı gerçekleştiğinde ortaya çıkmaz.

Bu nedenle PCOS'ta “kaç kilo vermeliyim?” sorusu kadar:

“Günlük beslenmemi ve yaşam tarzımı sağlığımı destekleyecek şekilde nasıl düzenleyebilirim?”

sorusunu da sormak gerekir.

Sosyal medyada PCOS bilgilerini değerlendirirken nelere dikkat etmeli?

Son yıllarda PCOS hakkında çok fazla bilgi paylaşılıyor. Ancak bunların tamamı bilimsel olarak güvenilir değil.

Özellikle şu ifadelerle karşılaştığınızda dikkatli olun:

  • “PCOS'un tek nedeni insülin direncidir.”
  • “Bu besini yersen PCOS geçer.”
  • “PCOS varsa kesinlikle karbonhidrat yememelisin.”
  • “Gluteni bırakırsan hormonların düzelir.”
  • “Bu takviye PCOS'u tedavi eder.”
  • “PCOS'un yeni adı kesin olarak PMOS oldu.”

PCOS heterojen bir durumdur. Yani her kadında aynı şekilde ortaya çıkmaz ve herkesin aynı tedavi veya beslenme yaklaşımına ihtiyacı yoktur.

Bu nedenle bilimsel bilgiyle sosyal medya trendlerini birbirinden ayırmak önemlidir.

Sonuç: PCOS mu, PMOS mu?

Kısaca toparlayalım:

PCOS, Polikistik Over Sendromu'nun uluslararası literatürde kullanılan kısaltmasıdır.

“PMOS” ifadesiyle karşılaşabilirsiniz; ancak bunu PCOS'un dünya çapında resmen değiştirilmiş yeni adı olarak değerlendirmek doğru değildir.

Asıl önemli konu ise PCOS'un yalnızca “yumurtalıklardaki kistler” üzerinden anlaşılmaması gerektiğidir.

PCOS; hormonal, metabolik ve üreme sağlığıyla ilişkili çok boyutlu bir sendromdur. Tanı yalnızca ultrason görüntüsüne göre konulmaz ve her PCOS'lu kadının aynı belirtileri göstermesi beklenmez.

Bu nedenle PCOS hakkında bilgi edinirken tek bir sosyal medya paylaşımından veya “yeni isim” tartışmasından çok, güncel bilimsel kılavuzları ve kişisel sağlık değerlendirmesini temel almak gerekir.

Beslenme tarafında da amaç “PCOS diyeti” adı altında katı yasaklar uygulamak değil; kişinin metabolik ve hormonal özelliklerine, yaşam tarzına ve hedeflerine uygun yeterli, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmaktır.

Bu konuyla ilgili İnsülin Direnci Nasıl Kırılır? ve Kilo Verme Platosu Nasıl Aşılır? yazılarımı da okuyabilirsiniz.

Devamını Okuyun

İlgili Yazılar

Hemen Ara
WhatsApp